Make your own free website on Tripod.com

RUMLARA GÖRE KIBRIS SORUNU NİÇİN 74'TE BAŞLAR


ğEDİTÖRDEN
ğKIBRIS'TAN HABERLER
ğKIBRIS TÜRK ÜNİVERSİTELERİ
ğKİM KİMDİR ?
ğFİLATELİ
ğKİTAP
ğKIBRIS TÜRK MUTFAĞI
ğİLETİŞİM
ğASKER MEKTUBU
ğLİNKLER

 ANA SAYFA

e@mail

 Sayfa yenilemelerinden ve yeni başlıklardan haberdar olmak istiyorsanız e-mailinizi yazın.



    

Editör
Metin ÇETİN

webmaster&desing
Oğuz ÇETİN

 

Bir yanda toplu mezar başında ağlayan Türkler, diğer yanda silaha sarılan papazlar Dün Makarios, bugün de Başpiskopos Hrisostomos Kıbrıs'ta bir "din savaşı" yapıldığını söylerken papazların da birer silahlı militan olduğunu itiraf etmiş olmuyorlar mı?

Çünkü; Makarios'a göre Kıbrıs Sorunu  1963'te çözülmüştü!

Rum Ortodoks Kilisesinin ruhani lideri olan Makarios Türklere karşı bir din savaşı veriyordu. 21 Aralık 1963 saldırılarıyla birlikte Türklerin 103 köyü terk etmesi üzerine bu köylerdeki camiler teker teker yakılıp yıkıldı. Papazlar da bu çatışmalarda fiilen görev aldı.

Rum Yönetimi'nin o zamanki lideri, Rum Ortodoks Kilisesinin Ruhani Lideri Makarios'un öncülüğünde hazırlanan Akritas Planı adım adım uygulanırken, ölen, sürgüne giden, katliamlar sonucu yok edilenler de Türkler oluyordu.

Tapu kayıtlarına göre ada topraklarının % 39' undan fazlasına sahip olan Kıbrıs Türkleri %3'lük yere sıkışmış, can havliyle savunmaya geçmişti. Türkiye Kıbrıs'a müdahale etmek isteyen Türkiye "Johnson Mektubu" ile engelleniyor, barışı korumak için adaya gelen Barış Gücü askerleri ise Rumlara yardımcı oluyorlardı.  Bu karikatürlerin yer aldığı batı basınında bugün Türkiye'nin garantörlüğü yerine yine BM ya da NATO'nun garantörlüğünden söz ediliyor.

Tabii Kıbrısta ölen, ölmemek için göç etmek zorunda kalan, canı yanan Türk olduğu için Rum Liderliği için bir sorun olmuyor. Uluslararası basın- yayın kuruluşlarında yer alan bu fotoğraf ve karikatürlerden sonra Rum tarafının 1974'ten önce Kıbrıs sorunundan söz etmesi beklenir mi?  

Tabii (nadiren de olsa) Kıbrıs gerçeğini gören, gerçekleri yazma cesaretini gösterebilen Rumlar da var. Yunan asıllı Dr. George Nakratzas da bunlardan biri. Aşağıda Nakratzas'ın bir makalesine yer veriyoruz.

NAKRATZAS: “1960 ANAYASASINI İHLAL EDEN MAKARİOS’DU”

Hollanda’da ikamet eden Yunan asıllı Dr. George Nakratzas, Rum tarafının Enosis hayalini ve Rum barbarlığını gözler önüne serdi. Dr. Nakratzas, Kıbrıslı Türk ve Rum ortak yönetiminden oluşan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasasını ihlal edenin, Kıbrıs Türk tarafı değil, Başpiskopos Makarios olduğunu bildirdi.

Dr. Nakratzas Yunanistan Komunist Partisi Yeniden Yapılanma Merkez Komitesi’nin yayın organında yer alan makalesinde, Başpiskopos Makarios’un enosis hayaliyle 1960 Anayasası’nın 13 maddesinde değişiklik yaparak, Türk tarafını ortaklık cumhuriyetinden dışladığını ve hemen ardından 21 Aralık’ta Kıbrıslı Türkleri katletmek amacıyla saldırı başlattığını yazdı. Makarios’un, Türk tarafının anayasadaki değişikliği reddetmesini dünyaya “Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’ne itaatsizlik” şeklinde duyurduğunu, ancak bunun tamamen gerçek dışı olduğunu vurgulayan Dr. Nakratzas, “Yasal açıdan bakılacak olursa, anayasayı tek yanlı olarak keyfi şekilde ihlal etme girişiminde bulunan Kıbrıslı Türkler değil, Makarios’du” dedi.

Dr. Nakratzas, Kıbrıslı Türkler’in, 1963 ile 1967 yılları arasında, Sampson, Yorgacis ve Lissarides tarafından yönetilen çetelerce öldürüldüğüne işaret ederek, “Bu konuda genç Yunanlıların bir fikri yok” dedi ve bu katliamlarda ‘Kıbrıs hükümeti’ olarak adlandırdığı Rum yönetiminin büyük sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.

Figürler; (Soldan sağa) İnönü, Johnson, Makarios, Kıbrıs Türkü, BM Barış Gücü askeri

Rum tarafının kayıplar konusunu propaganda haline getirdiğini ve gerçek kayıp sayısının açıklanandan çok daha az olduğunu BM belgelerinden alıntılar yaparak makalesinde gözler önüne seren Dr. Nakratzas, 21 Aralık 1963 ile 8 Haziran 1964 tarihleri arasında kayıp olduğu resmen açıklanan Kıbrıslı Türkler’in sayısının 232 olduğuna dikkati çekti. Nakratzas, “Bu dönemde sadece 43 Rum’un kayıp olduğu belirlenmiştir. Bu rakamlar BM Genel Sekreteri’nin S/5950 sayılı raporından alınmıştır” dedi. Nakratzas, kayıplar konusundaki gerçekler bu iken, Rum basının, devamlı şekilde, ellerinde sevdiklerinin fotoğraflarını tutan Rum kadınların resimlerini yayınladığını, ancak kayıplar hakkında bilgi edinmeye çalışan Türk kadınların fotoğraflarına bugüne kadar hiç yer vermediğine dikkati çekti. Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs'ta yürüttüğü din savaşına AB'nden destek geliyor. Onlar belki de kendilerince doğal olanı yapıyor ama İslam dünyası bu konuda niye sessiz kalıyor acaba?

1963-1967 yılları arasındaki katliamlardan Rum yönetiminin sorumlu olduğunu vurgulayan Dr. George Nakratzas, Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne giriş müzakereleri sırasında iki soruya yanıt vermesi gerektiğini belirtti ve bu soruları şöyle sıraladı:1) “Kıbrıs hükümeti, Kıbrıs Türk devletini tanımayı reddediyorsa veya 2) Gevşek bir Türk-Rum konfederasyonunu kabul etmeyi reddediyorsa geriye kalan şu iki çözümden hangisini düşünüyor?A) Kıbrıslı Türkler’in 1963 öncesinde yaşadıkları köylere geri dönmelerini mi, yoksaB) Kıbrıslı Türkler’in 11 yıl mahsur kaldıkları enklavlara geri dönmelerini mi?”

Makarios, "sorunun kendi kendine çözüldüğünü" söylerken Türkiye'nin müdahale edemeyeceğine inanıyordu.. Kaderin cilvesine bakın ki, 15 Temmuz 1974 Sampson darbesinden sonra Makarios, Türkiye'yi Kıbrıs'a müdahale etmeye çağırmak zorunda kaldı.

Yukarı

Ana Sayfa