Make your own free website on Tripod.com

ABD BAŞKANLIK SEÇİMLERİNİN KIBRIS'A YANSIMASI


ğEDİTÖRDEN
ğKIBRIS'TAN HABERLER
ğKIBRIS TÜRK ÜNİVERSİTELERİ
ğKİM KİMDİR ?
ğFİLATELİ
ğKİTAP
ğKIBRIS TÜRK MUTFAĞI
ğİLETİŞİM
ğASKER MEKTUBU
ğLİNKLER

 ANA SAYFA

e@mail

 Sayfa yenilemelerinden ve yeni başlıklardan haberdar olmak istiyorsanız e-mailinizi yazın.



    

Editör
Metin ÇETİN

webmaster&desing
Oğuz ÇETİN

 

 Rum gözüyle Bush ve ekibi

ABD Başkanlık seçimlerinin Türkiye ve Kıbrıs’a yansıması

ABD`de Başkanlık seçimini, yargı sürecinin de dahil olduğu, 36 gün süren yarışın ardından kazanan Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush ile Bush`un Başkan Yardımcısı seçtiği eski Savunma Bakanı Dick Cheney`in, Ocak 2001`de resmen devralınacak yeni iktidar dönemlerinde Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu seyrini korumaları bekleniyor.

George Bush, ABD`nin, Kıbrıs ve İsrail-Filistin sorunu gibi konularda ``dışarıdan çözüm dayatmasına`` karşı olduğu mesajları vermişti. Bush`un ABD`nin Kıbrıs konusuna, Clinton dönemindeki kadar ilgi göstermesi beklenmiyor.

Bush yönetimi için Türkiye`nin AB üyeliğinin desteklenmesinin de öncelikli dış politika yaklaşımları arasında yer alması muhtemel değil. Amerikan ordusunu Balkanlar`dan çekmek istediğini defalarca belirten Bush başkanlığındaki yeni yönetimin, Türkiye`nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği girişiminde yer alma çabasına ``zararı dokunabileceği`` öne sürülüyor.

Diplomatik gözlemciler, seçim konuşmalarında Demokrat Parti adayı Al Gore`a nazaran Irak`a karşı daha köklü bir yaklaşım sergilediği görülen Bush`un, zamanla Türkiye`nin hassasiyetlerini daha iyi anlayabileceğini belirtiyorlar. Bu çerçevede, Clinton döneminden sonra Irak`ta özel bir politika değişikliği beklenmiyor.

Bush iktidarında, Türkiye`ye silah satışlarında sorun çıkması beklenmiyor.

CHENEY

Cumhuriyetçi Parti`den Başkan Yardımcısı seçilen eski Savunma Bakanı Dick Cheney, baba George Bush`un ABD başkanlığı döneminde Türkiye ile yakın bir işbirliği oluşturmuştu.

Cheney, özellikle Irak`ın Kuveyt`i işgaliyle patlayan Körfez krizi (2 Ağustos 1990-15 Ocak 1991) sırasında birkaç kez Türkiye`yi ziyaret etti. Daha önce de Amerikan Kongresi`nde sözde ``Ermeni soykırımı`` tasarısına karşı etkin görev üstlenen Cheney, savunma bakanlığı döneminde Türkiye`ye silah aktarımı konusuna Kongre`nin engel çıkarmasına mani olmuştu.

Cheney, ayrıca ABD Kongresi`nde bulunduğu dönemde Azerbaycan`a desteğiyle de tanınıyor. Petrol lobisinin bizzat içinde olan Cheney`in, bu lobinin isteği doğrultusunda Azeri petrollerinin İran üzerinden dünya pazarına iletilmesi yönündeki baskıya karşı nasıl davranacağı ise merak konusu. Wyoming doğumlu olan 59 yaşındaki Cheney, 1969 yılından beri siyasette bulunuyor. ABD`nin eski başkanları Richard Nixon ve Gerald Ford yönetiminde yer alan Cheney, Temsilciler Meclisi`ne girdi, 1989 yılında baba Bush döneminin Savunma Bakanı oldu. Bakanlıktan ayrıldıktan sonra petrol işine giren Cheney, evli ve iki kız babası. Cheney, sert muhafazakarlığıyla tanınıyor.

RUM GÖZÜYLE BUSH VE EKİBİ

FİLELEFTHEROS: ABD'NİN KIBRIS EKİBİ

Lefkoşa'daki diplomatik kaynakların değerlendirmesine göre Beyaz Saray'daki değişiklik, Amerikalılar'ın Kıbrısla ilgili girişimlerini önemli ölçüde etkileyecek.

Elde edilen bilgilere göre, Kıbrısla ilgilenecek yeni ekip belirlenene kadar geçecek geçiş döneminde konunun yürütülmesini State Department teknokratları üstlenecek. Önümüzdeki aylarda ABD'nin devreye girişi siyasi düzeyde değil de, State Department diplomatları düzeyinde olacak. Başkan Yardımcısı Richard Cheney verdiği bir demeçte "Kıbrıslılar, yarım milyon insan, sorunlarıyla insanlığı usandırmış bulunuyorlar" demişti. Bu durumlar, ABD'nin Kıbrıs konusunda devreye girişinin daha alt düzeylere düşeceği işaretleri olduğunu savunanları teyit ediyor.

Aynı zamanda Cheney ve Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmesi beklenen General Colin Pawel, Türkiye'nin bölgesel güç olarak rolünün güçlendirilmesini destekliyorlar. Her iki ABD'li yetkili, Washington'un dış politikasının Türkiye yönünde önemli yatırım yapması gerektiği görüşündedir. ABD'nin bu hareketsizliği, mevcut aşamada İngiltere'ye Kıbrıs sorunu konusunda öncelikli söz hakkı sahibi olma olanağı veriyor. (14.12.2000)

POLİTİS: ABD'DEKİ DEĞİŞİKLİK

George W. Bush'un sancılı bir doğum nöbetini izleyen 'sezeryanla' doğması ve ABD'nin Cumhurbaşkanlığına seçilmesi bizleri, hem siyasal hem de akademik analizler yapılarak, meşgul etmesi gerekecektir. Ancak Amerikan müdahalesi ile etkilenebilecek politikalarımız ve stratejik yönelmelerimizi zerre kadar etkilememesi gerekecektir. Zaten maziden gelme acı tecrübemiz olduğundan, Beyaz Saraydaki patronların pek o kadar da önemli kişiler olmadıklarını iyice öğrenmiş olduk. Bu en azından söz konusu süper gücün Kıbrıs, Yunanistan ya da Türkiye'yi ilgilendirdiği kadarıyla hiçbir değişiklik arz etmeyecektir. O halde önümüzdeki günlerin ilgi çekici tek unsuru, State Department'in muvazzaf ve bilinmeyen analistlerinin ötesinde, Doğu Akdeniz konularını yönetmekte olan ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, ülkenin BM Daimi Temsilcisi Richard Holbrooke'la arkadaşlarının yerlerine kimlerin atanacağıdır. Siyaset ve milli davalarda uzman, teknokrat, ilgili ve fikir sahibi kişilerin çalışmalar yaparak bütünlüklü ve çeşitli alternatif fikirlerle zenginleştirilecek, planlı ve programlı bir belgeyi hazırlayarak sunulması gerekcektir. (15.12.2000 yorum)

FİLELEFTHEROS: WASHİNGTON'UN TAKTİK DEĞİŞİKLİĞİ

Washington'un bundan böyle Kıbrıs konusuna karışması daha düşük düzeyde olacak. ABD'nin yeni hükümetinin taktiği, ABD'nin yıllarca Kıbrıs sorunu gibi uluslararası sorunlarla geliştirdiği girişim ve devreye girmelerden ayrılma akımı olarak niteleniyor. Bush'un danışmanlarının Yunanlı yetkililere 'sorunu kendi başlarına çözmelidirler' dedikleri bildiriliyor. Atina ve Lefkoşa ABD'deki değişiklikle meydana gelen yeni durumdan endişe dile getirmeye başladı.

Büyük olasılıkla yeni dışişleri bakanı olacak olan general Powel, Türkiye'nin İsrail'den sonra en önemli müttefikleri olduğunu açıkça savunuyor. Başkan Yardımcısı Dick Chaney'in görüşleri de aynı frekanstadır. Ulusal Güvenlik Kurulu danışmanları olmaları muhtemel olan Powel, Cheney ve Condolya Rise, Henry Kissinger düşüncesi ekolüne mensup kabul ediliyor. Bunlar, dış politikanın diplomasi ve siyasi müdahalelerden ziyade güce dayanması gerektiğini savunuyorlar.

Başbakan Kostas Simitis ve Cumhurbaşkanı Klerides Atina'da yaptıkları son buluşmada, Beyaz Saray'ın yeni sakinleri ile iletişim kanalları yaratılması ve işbirliği ortamı şekillendirilmesi yöntemlerini ele aldı. (15.12.2000)

FİLELEFTHEROS: BUSH VE YENİ TİMİ

George Bush seçildi ya. Başkan olarak, Kıbrıs sorunuyla ilgilenmesi için iki yıla gereksinme duyacaktır. Sonra oluşturacağı ve görev vereceği yeni timin üyelerini hazırlamak için bir yıllık zamana ihtiyacı alacaktır. Timini oluşturacak kişilerin Kıbrıs sorununu öğrenmesi için iki yıl zamana ihtiyaçları olacaktır. Etti üç yıl. Sonra da timi Kıbrıs sorunuyla meşgul olmaya ve temaslarını başlatacak hale gelmeye kadar iki yıl daha gereksinme duyacaktır. Etti toplam beş yıl. Ama Bush'un görev süresi 4 yıl olacağından, demek gelecek Başkanlık döneminden (2004-2008) de bir yıl borçlanma durumu ortaya çıkacaktır.

Rauf Denktaş'ın da aynı düşüncede olduğunu sanıyorum. Zira onda Bush'un seçilmesi yüzünden herhangi bir endişe görmüyorum. O nedenle de yaptığı açıklamada Denktaş, Cenevre'ye gideceğini, ancak bunun görüşme maksatlı bir ziyaret değil, seyahat maksatlı olacağını söyledi. Önlemlerini almaya gidecekmiş. (M.N.: Burada Yunanca 'Metra' sözcüğü önlem yanında ölçü aldırtmak anlamına da gelmektedir.) Zira Denktaş, Cenevre'nin eskiden adının Semerciler kenti olduğunu işitmiş olacaktır. Ölçü aldırmaya o nedenle gidecektir. (15.12.2000 Dimitris PAPADİMİTRİS yorum)

FİLELEFTHEROS: KIBRIS ABD İLE İŞBİRLİĞİNE HAZIR

Kıbrıs'ın ABD'deki Büyükelçisi Erato Kozako Markulli, Kıbrıs'ın George W. Bush'la işbirliği yapmaya hazır olduğunu söyledi.

ABD yeni başkanının Kıbrıs sorununun çözümünü öncelikler listesinin üst sırasında bulunduracağı ümidini dile getiren Markulli, Kıbrıs'ın çözüm arayışlarında ABD unsurunun takviyeli şekilde varolmaya devam etmesini öngördüğünü, çünkü yalnız Washington'un Ankara nezdinde rol oynayabileceğine inandığını kaydetti. Markulli, 1998 Kasım'ında Texas eyaleti valisi seçildiğinde Bush'u ziyaret ederek Kıbrıs sorununa ilişkin bilgi vermişti, ancak son zamanlarda Bush'un dış politika konuları danışmanıyla biraraya gelerek Kıbrıs sorununundaki son gelişmeler ile AB üyelik sürecine ilişkin bilgi verdi.

Maraş Belediye Başkanı Andreas Puyuros, ABD Yeni Başkanı Bush'a tebrik telgrafı gönderdi ve "adanın bütün sakinlerinin eşit özgürlük ve insan haklarına sahip olabilmeleri için Bush hükümetinin, Kıbrıs sorununa acil ve adil çözüm bulunması çabalarını yoğunlaştırmasını" diledi.

THAROS, Yunanistan'da ve diğer 66 ülkede şubesi bulunan "Yurdışında Yaşayan Demokratlar Derneği" Veznedarı Tom Mazarakis'in, "Clinton'un bize vadettiği hiçbirşeyi yapmadığı doğrudur. Durumlar, Bush'la daha iyiye gidebilir" dediğini bildirdi.

Gazeteye göre Mazarakis şöyle konuştu: "Elen-Amerikan lobisi baskılarını artırırsa belki sonuç alabiliriz ve Bush, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Ankara'ya baskı yapabilir." (18.12.2000)

FiLELEFTHEROS: BUSH, PETROLLER VE KIBRIS

George Bush, 20 Ocak 2001 tarihinde Beyaz Sarayın yeni ev sahibi olacaktır.

Demokratlardan farklı olarak resmen Cumhuriyetçilerin Başkanı olduğunda dışişleri ve savunma politikalarında şahsi girişimlere pek ağırlık vermeyeceklerinin belirtisini yansıtıyorlar. Amerikan tarihine bakacak olursak en çok savaş ilan eden Başkan Demokrat Partili idi. Körfez Savaşı ise, baba George Bush tarafından ilan edilmiş ve bir istisna teşkil etmişti. Zira kendisi petrol şirketlerinin adamı olarak bilinmişti. Körfez Savaşında ABD Genelkurmay Başkanı olan Emekli Orgeneral Powell ise Yugoslavya'nın bombardıman edilmesine karşı çıkmış ve ülkesinin jeo-stratejik menfaatlerini göz önünde bulundurarak hareket etmesinin gerektiğini savunmuştu.

TÜRK-YUNAN SORUNLARI

İçinde Kıbrıs'ın da bulunduğu bölge ile ilgili olarak Amerikan Yönetiminin yeni üyelerinin temel bir tutum izlemeleri beklenmektedir. Örneğin Başkan Yardımcısı Cheney, Dışişleri Bakanı Powell ve Reise, zaman içindeki konuşmalarında verdikleri belirtilerle Türkiye'nin, Karadeniz ve Batı Asya yöresini kapsayan büyük bir alanda Birleşik Amerika için çok kritik ve bir o kadar da önemli müttefik olduğuna inanmaktadırlar.

Önemli kilit mevkilere (örneğin Dışişleri ve Savunma Bakanlıklında) Richard Pearl (Savunma Bakanlığı eski Müsteşarı) Paul Wolfowitz (Akademisyen), Richard Haas ve Nelson Ledsky (Kıbrıs Konusunda eski özel temsilciler) atanırlarsa, Türk yanlısı Amerikan Dış ve Savunma politikalarının egemen olacağı söylenebilir. Washington-Ankara ilişkilerinin geliştirilmesine olumlu etki yapacak bir diğer unsur da petrol boru hatları güzergahının döşenmesi ve Amerikan yatırımlarının eski SSCB ülkelerine akıtılması başarısıdır. Bush ve Cheney, 'kara altın' adamıdır. Kaldı ki Teksas'ın kodamanlarının yardımları olmadan bu ikilinin Beyaz Saraya seçilmesi mümkün olamayacaktı. Türkiye'nin desteklenmesi, petrol şirketlerinin çıkarlarından bağımsız olmayacaktır.

Kuşkusuz bu Amerika'nın Yunanistan ve Kıbrıs'a karşı politikasının kökten değişeceğini söylemek mümkün olmayacaktır. Kaldı ki Clinton, sekiz yıl süreyle Amerikan Başkanlığını yaptı ve Türk yanlısı politika izlemedi de sonuç ne oldu? Türkiye'nin rolü yine de takviye edilmedi mi? Kısaca Beyaz Saray, Türkiye ile yeterince ilgilendi, Bush'un kurmaylarıyla da Ankara'nın daha da artan oranda ilgileneceği belirtisi verildi. O halde durumlar az çok aynı çerçevede gelişecektir. Amerikalılar, Atina'yı Ankara ile bütün konuları kapsayan diyalog yapması için baskı altına alacaklardır. Yunanlılardan, Ege'de Türklerle birlikte varolmayı ve işbirliği yapmayı artık sindirmelerini isteyeceklerdir.

Kıbrıs sorununa gelince, Başkanın Özel Temsilcisi ve State Department'in Kıbrıs Koordinatörü değişeceğinden yeni görevlilerin gelmesiyle Birleşik Amerika'nın Kıbrıs sorununa ilgisinin azalması doğal karşılanmalıdır. Bu en azından ilk aylarda böyle olacaktır. Nitekim BM çerçevesinde son Kıbrıs karar suretinin (UNFICYP'in görev süresinin uzatılmasıyla ilgili 1331 sayılıkarara dönüşen) ele alınmasında yapılan kulis faaliyetlerinden yeterince anlaşılmıştı. RAHATSIZLIK' OLMADAN Amerikan politikasının temel yönlenmeleri değişmeyecektir. (Editörün notu; Amerikan politikasının dikkatini çekebilmek için Rumların 2001 yılında sınırlarda yeni gerginlikler yaratması beklenebilir Bu yöndeki provakasyonlara karşı dikkatli olunmasında yarar vardır.) Resmi düzeydeki tüm açıklamalarda, Kıbrıs'ta iki toplumlu ve bizonal bir federasyon çözümünü desteklediklerini belirtecekse de zaman içerisinde Kıbrıs Rum tarafı Washington tarafından yapılacak, 'Daha yumuşak davranınız' telkin ve baskılarını giderek artan oranda hissedecektir. Bu baskılar özellikle iki konuda kendisini iyice hissettirecektir. Amerika'nın Türk-Yunan ve Kıbrıskonularına ilgisinin artması 2002 yılının sonunda, Türkiye'nin Ortaklık İlişkisi ve Kıbrıs'ın AB üyeliğinin bağdaştırılması dönemi geldiğinde daha da belirgin bir ilgi ile hareketlenmesi ve ilgilenmesinde herhangi bir rahatsızlık hissetmemesi beklenmektedir. 'Denetim altındaki statükonun' bugünkü haliyle kalması veya bir dereceye kadar yasallaşması aslında Amerikan menfaatlerine yardımcı olmaktadır. Zira en nihayet bölgedeki dengelerin korunmasına fırsat vermektedir.

Şimdi sorulması gereken gerçekten basit şu iki soru akla gelmektedir: 1. Yani Başkan Clinton Yönetimi döneminde herhangi bir şey mi kazandık ki, şimdi Bush Yönetiminde kaybedeceğimizin korkusunu yaşıyoruz? 2. AcabaYunanlılar, kendilerini aldatmaya daha ne adar devam edeceklerdir? (20.12.2000 Panikos PANAYİOTİ (New York muhabiri) yorum)

 

26.12.2000

Yukarı

Ana Sayfa